
Milli Mücadele günlerinde Balıkesir işgal altındayken, vatansever insanlar bağımsızlık planları yapmak üzere geceleri gizlice toplanmak zorundaydı. İşgal güçlerinin sokaklardaki devriyelerini aşmak ve gizli toplantıları güvenceye almak için Balıkesirli tabaklar (deri ustaları) tarihe geçecek bir zekâ örneği sergilediler.
Eski dilde tabakhanelerde çalışan ve deri işleyen ustalara debbağ / tabak denirdi. Tülü ise uzun ve kıvırcık tüylü koyun ya da keçi postunu ifade eder. Dericilik zanaatıyla uğraşan bu ustalar, mesleklerinin malzemelerini birer bağımsızlık aracına dönüştürerek “Tülütabak” efsanesini başlattılar.
İşgal kuvvetleri geceleri sokağa çıkma yasağı uyguluyor, Kuvâ-yi Milliye kahramanlarının bir araya gelmesini engellemeye çalışıyordu. Balıkesir’in yiğit tabakları bu baskıya boyun eğmemek için yaratıcı bir yöntem geliştirdiler:
Korkutucu Kılıklar: Üzerlerine koyun ve keçi postları geçirdiler.
Gizemli Görünüm: Yüzlerini ve ellerini soba isiyle, kömür karasıyla boyadılar.
Göz Korkutan Sesler: Bellerine büyük çanlar bağlayıp ellerine at kuyruğu, süpürge ve meşaleler alarak sokaklara çıktılar.
Gecenin karanlığında aniden karşılarına çıkan bu heybetli ve ürkütücü siluetleri gören işgal askerleri korkuya kapılarak nöbet yerlerini terk etti. Tülütabaklar düşman devriyelerini sokaklardan uzaklaştırırken, Kuva-yi Milliye önderleri Alaca Mescit gibi noktalarda güvenle toplanıp kurtuluş planlarını hazırladı.
Tülütabakların hikâyesi; imkânların kısıtlı olduğu en zor anlarda dahi zekânın, dayanışmanın ve vatan sevgisinin neleri başarabileceğini gösteren unutulmaz bir derstir. Onlar yalnızca düşmanı şaşırtmakla kalmamış, aynı zamanda bir milletin özgürlük tutkusunun hiçbir sınır tanımayacağını kanıtlamışlardır.
Her yıl 6 Eylül Balıkesir’in Kurtuluşu kutlamalarında sokakları şenlendiren Tülütabak geleneği, geçmişimizin cesaretini geleceğe taşıyan en canlı kültürel miraslarımızdan biridir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.